Çünkü iyi bir yazı okumak, iyi bir sohbete katılmak gibi kıymetli

Yazar

Ceyda Sayalı

Ceyda Sayalı 6 yazı paylaştı.

mm
Ceyda, İstanbul'da doğup, büyüyüp, dünyayı dolaşmak üzere yola çıktı. Himalayaları tırmanıp, Buddha'nın hacısı oldu. Orta Amerika'nın mavi deliğine dalış yapıp, Pasifik'in siyah sularında planktonlarla tanıştı. Avrupa'nın gizli köşelerinde ateş dansı yaptı biraz, sonra da Kuzey Amerika'da direk dansı. İstanbul sokaklarında evlat edindiği 3 kedi, 2 köpek ve bir de hayat dostuyla, okyanus aşıp Brown Üniversitesi'nde bilişsel sinirbilimi doktorası yapmaya geldi. Bu yörenin ilk Psikedelik Bilim konferansını organize edip, hala tabu olan bu bilimsel alan hakkında farkındalık yarattı. Doktora çalışanları için sendika kurumuna liderlik edip, egemen olmayan cinsiyet ve ırkların hakları için savaştı. Başka diller, manzaralar, insanlar arasında tek değişmeyen, elinden düşmeyen kalemi oldu. Şimdi de kalemi dile gelip, kendi öyküsünü yazar oldu.

Sen, yalnızca

Rüya / Uyanış

Bugün şanslı günün. Kapının önünde açılmayı bekleyen bir kutu var. İçinde ise, şu güne kadar henüz bilimin tümüyle uygulamayı başaramadığı (yada senin öyle sandığın) bir simülatör var. Rahatlıkla, omuriliğinin üzerine iliştirebileceğin bu implant, sinir sistemini kontrol edebilecek. Neden mi? Sen, hayallerindeki sen olabilesin, hayallerindeki hayatı deneyimleyebilesin diye. Ve vücudundaki tüm nöronlar, her doku, zihninin emrinde,…

Devamını oku

Bir kahramanın itirafları

Kadın Kahramanlar

Kahraman kelimesi yiğitlik gösteren anlamına geliyor. Çoğunun kaçınmak isteyeceği bir anda, korkusuzca kendini tehlikenin içine atan, kendini feda eden kişi. Peki neden kendini feda eder insan, genlerimize kodlanmışken yaşamı seçmek? Nedir kahramanı kahraman kılan? Gelin kısa bir psikanaliz yapalım genel kültürün toplu bilinçaltına. Çizgiromanların renkli sayfalarını çevirelim beraber. Superman’ler… X-Men’ler… Batman’ler… Hepsinin sonunda bir erkek…

Devamını oku

Bu orman yanmak için var

Yangın

Kimisi yana yana yaşıyor hayatı, kimisi bir mum alevinde. Kimisi kendini ateşin koruna atıyor, kimisi karanlığın soğuğunda uyuşturuyor bedenini. Nasılsa tükeniyor her hücre, hissetsek de hissetmesek de. Fakat bir küçük alev bile yetiyor tenimizin altındaki buzları eritmeye bazen, hiç ummaksızın, gizlice, bir gün… İşte öyle, dalları göğe değen koskoca ağaçların büyüdüğü bir ormanın ortasında bulmuştum…

Devamını oku

Ten (veya: Şefkatle dokunabilmek)

Şifa

Şifa öyle kendi başına gelmiyordu. Zehri tatmayana şifa da yoktu. Hatta zehir şifanın ta kendisiydi, bazen. Tabii cesaret edebilene… “Öyleyse denemeye var mısın?” “Nasıl yapacağız şimdi bunu?” “Dik kafana iç, direk. Rahatla. Ben buradayım.” Orada olması onu rahatlatmaktan çok, geriyordu, ama söyleyemedi. Şekilden şekle girerken, onun her anını izleyecek bir yabancı… Ne yapıyorum burada, diye…

Devamını oku

İki soluğumuzun arasında

Yabancı

Hikayelerimizin ne kadarını biz yazıyoruz? Ne kadarını varlığından bile haberdar olmadığımız bir başkası? Bir tanrıdan bahsetmiyorum, ya da bir komplo teorisinden. İki soluğumuzun arasında, var bir yabancı… Alarmın sesiyle ayıldığı gibi, kurulmuş bebek gibi hızla kalkıp, önünü görmeye gerek duymadan merdivenlerden aşağı mutfağa indi. Sabahları ilk iş bir yarım limonun suyunu içerdi. Zamanında bir ayurvedik…

Devamını oku

Başlangıçlar ve Başlamamışlıklar

Başlangıçlar

Dur. Bir an için dur, nefeslen. Uzun yol geldin, dinlen. Beni hatırlarsın. Yolun başlarında karşılaşmıştık seninle. Bir odayı dünya sanıp, türlü yolculuklara çıkmıştık dar duvarlar arasında. Ama şimdi, sana ait bir resim bile bulamıyorum. Sanki hiç olmamışız gibi. Sanki zamanın içerisinde bir delik açılmış, ve biz merakla onun derinliklerine dalıp, oksijensizlikten tükenmişiz gibi. X-ekseninde değil…

Devamını oku

YUKARI ÇIK